
Godot Gelmeyecek...
Bir varmış, bir yokmuş, dünyanın bir yerinde, konuksever, anlayışlı, cömert, kibar, sevecen insanların olduğu güzel bir ülke varmış. Çocuklar kızlı erkekli, körebe, saklambaç, güzellik-çirkinlik, dokuztaş, kukalı, misket ve birbirinden güzel oyunlar, akşamları da isim şehir oynarmış. Topluca pikniklere, denize, yazlık sinemalara giderlermiş. Komşu gezmeleri olurmuş.
Kapalısı, açığı, moderni, dindarı, Ermeni'si, Rum'u, Alevi'si, Sünni'si, bir arada yemekleri, kültürleri farklılıkları ile birbirini zenginleştirir ve mutlu mutlu yaşarmış. Naif, sevimli ve çok güzellermiş.
Ekmek arabaları geçermiş mahalleden, yoğurtçular, kalaycılar, nayloncular. Pazarda file, bakkalda manavda kese kağıtları kullanılırmış, naylon poşetler yokmuş, eli kolu dolu gidermiş babalar anneler evlerine.
Okullarda şiirler okunurmuş, bayramlar kutlanırmış, hafta sonları sinema oynatılırmış, öğretmenler çok severmiş çocukları taciz etmezlermiş, korurmuş kollarmış, yaz gelince müzelere, geziye götürürlermiş.
İnançlara saygılıymış hepsi, oruç tutanlar, namaz kılanlar cumaya gidenler gitmeyeni tutmayanı yargılamazmış. Biliyorlarmış ibadet Allah ile kul arasında özel bir şeymiş gizliymiş yani gösteriş olamayacak kadar önemliymiş.
Kendi özgürlüklerinin bir başkasının özgürlüğünü sınırladığı yerde bittiğini biliyorlarmış çünkü hepsi. Güzelmiş yani.
Sonra bir gün nazar mı değmiş, ne olmuş, kandırmışlar halkı, kandırılmayanlar da ilgilenmemiş bir şey olmaz, bu ülke güzel bir şey olmaz demiş.
Önce sokaklarda başörtülüler çoğalmaya başlamış, sonra aralarına çarşaflılar girmeye başlamış, sonra sakallı, cübbeli adamlar. Sonra camileri kullanmaya başlamışlar kendi dogmalarını dayatmak için.
Okullar açılmış yeni kör inanç üreten, tacizin tecavüzün bol olduğu ve içinden hastalıklı bireylerin mezun olduğu bu okullar daha sonra diğer okullar da bunlara dönüştürülmeye başlamış. İlkokul ikinci sınıflara Arapça dersi konmuş, anasınıflarına kadar inmiş, daha o yaşta kafaları zehirlemek için bir sürü şey.
Küçük kızlara başörtü, küçük kızlara evlenilecek gözle bakma, kadının hor görülmesi, oysa hepsi annesi, kız kardeşi, teyzesi, halasıymış olmasa ne olur, bu tavırlar iyice çoğalmış.
Seçimler yapılmış, oyları çalmışlar başta kalmak için.
İspiyonculuğu muhbirliği özendirmişler komşu komşusunu şikayet etmiş.
Alevi'sin, Kürt'sün demişler, öteki diye bakmaya başlamışlar kendilerinden olmayana.
Küçük çocuklar cihat demeye başlamışlar cihat neyse.
Dört yandan her koldan saldırmışlar, edepsizliğin hepsini yapmışlar iktidardakiler bu arada.
Dışarıda Kuran’la gezmeye başlamışlar. Herkes istediği şeyi okur tabii ki Kuran olur, diğer dinlerin kitabı olur ne olursa olur diğerlerine saygı duyuldukça ama öyle yapmamışlar. Yandaş olmayan gazeteleri okuyana hor bakmışlar, kendi kadınlarını beş metre arkadan yürütüp modern kadınları süzmüşler. Kadınları da buna hiçbir şey dememiş.
Genç yaşlı kadın çocuk demeden plastik mermi, biber gazı sıkmışlar, karşı çıkanlara da aynısını yapmışlar. Korkmuş, sinmiş insanlar.
Yeşile el atmışlar, nerede güzel bir ağaç, nerede orman, nerede koru varsa yakıp yıkıp talan etmişler. Çirkin alışveriş merkezleri yapmışlar yerine. Bir yandan da saçma sapan dizilerle zehirliyorlarmış her akşam televizyonda insanları.
Kendilerinden olmayana kötü bakmışlar.
Ya Allah Bismillah Allahuekber deyip insan katletmişler, tertemiz insanların olduğu yerlere saldırmışlar. Tacize, tecavüze göz yummuşlar. İçlerindeki gizli eşcinsellikle baş edemeyip renkli insanlara saldırmış birileri.
Yapmışlar,
Etmişler,
Kırmışlar,
Dökmüşler
Yalaka olmuşlar
Sürünmüşler,
Sürüngenler bile şaşmış buna.
Sonunda kardeş kardeşe, arkadaş arkadaşa, komşu komşusuna, çocuk bir diğer çocuğa düşman olmuş.
Yani güzelim ülkede yaşam kabusa dönmüş. Elm Sokağı yaya, Fredy sevimli kalır.
Neyi bekliyorlarmış. Godot’yu mu? Godot gelmeyecek ki.
Bakmışlar bu iş böyle olmuyor, demişler ki birbirlerine. Önce her şeye karşı çıkalım. Madem basın ellerinde, tüm programlar onlara göre yayınlanıyor. Tam tersinin doğru olduğunu bilelim. Seçim mi toplu olarak gitmeyelim, zaten hileli. Üç çocuk mu istedi iktidar yapmayalım. Askere gönderip öldürmek için mi gidecek çocuklarınız demişler annelere.
Eğitim sistemi allak bullak olmuş okullara göndermeyelim demişler çocuklarını.
Arapça dersine göndermeyelim çocuklarımızı demişler o isterse büyüyünce istediği dili öğrenmek için gider nasıl olsa önce kendi dilini öğrensin bir iyice ve anlasın dünyayı. Kendi dilini bilmeyen nasıl anlar ve öğrenir ki diğer dilleri.
Okul eksiği varken cami fazlası yaratılmasına engel olmak için camiye gitmeyelim.
Köprü mü geçmeyelim.
Demişler hep birlik olup el ele vermişler ve o güzel ülkeyi hep birlikte yaşanır hale getirmişler.
Yani anlamış ki o güzelim ülkenin güzel halkı GODOT HEPSİ İMİŞ, GODOT KENDİLERİ İMİŞ.
Gökten üç elma düşmemiş o elmalar günü geldiğinde düşecek.
Nurhan Özgel

