

REJİMİN ÖMRÜNÜ UZATMA ÇABALARI-1
Terörsüz bir Türkiye görüşünü öteden beri dile getiren siyasal özneler tarihsel olarak; demokrasi güçleri olmuştur; bundan sonra da böyle olacaktır.
Ne tuhaftır ki! Son zamanlarda; varlık nedeni demokrasi güçlerini yok etmek üzere kurulan otoriter şovenist, emek düşmanı iktidar eliyle gündeme getirilmiş olması şaşırtıcı olduğu kadar inandırıcı olmaktan uzaktır.
Terörsüz bir Türkiye idealini gerçekten savunmak için öncelikle adalet-hukuk-eşitlik-barış gibi temel kavramları öteden beri savunan ve demokrasiye amasız-fakatsız inan, inanmakla birlikte bu ilkeleri yaşam biçimi olarak benimseyenler savunabilir.
Adı sanı adaletsizlikle özdeşleşen dillerinden şiddeti öfkeyi, yalanı bir an bile düşürmeyen rejimin iki ortağının; Terörsüz Türkiye’ savunusu tam anlamıyla bir safsatadan ibarettir.
Bu girişimin emekçi halklar için yaşamsal önem sahip: iş-ekmek-barış ‘gibi gündemlerin üstünü örtülemekten öte başkaca bir amacının olmadığı gün gibi ortadadır.
Bu bağlamda sorunun gerçek anlamda çözümünden yana olan tarafların bu iktidardan medet ummaları ise tam anlamıyla bir akıl tutulmasıdır; tarihi yanılgıdır.
Umarım yanılan bizler oluruz da sorun barışçı demokratik bir şekilde çözümlenir.
Terörsüz Türkiye savunusunun iki boyutundan söz edebiliriz.
İlki ülkenin kendi ulusal ölçekte ki durumudur.
Bir cümle: öncelikle ülkeyi yöneten iktidar erkinin yönetme biçimine bakmak gerekir: Yönetsel iradenin demokrasi insan hakları; emek meselesi, adalet hukuk gibi temel meselelerdeki zihinsel yapısı, icraatları bu temel anlayışın tam tersidir. Bu saptamanın doğruluğunun sahici tek kanıtı yaşamın bizatihi gerçekleridir.
İkinci boyutu ise küresel-emperyalist güçlerin bizim gibi gelişmekte olan ülkeler üzerine uyguladıkları ‘terördür’ Terörsüz Türkiye savunusunun ikinci ayağı küresel güçlerin dolaylı-dolaysız terör hamlelerine karşı alınan tam bağımsızlıkçı tutumdur. Bu noktada iktidarın ulusal bir bilinç ulusal bir savunu üzerinden kendisini tanımladığı söylenemez.
Büyük Orta-Doğu projesi kapsamında yer alıp ve eş başkanlığını yaptığınız sürece ‘Terörsüz Türkiye’ savunusu boş bir hayaldir.
Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte sürdürülen anti- emperyalist mücadele ellili yıllardan itibaren terk edilmeye başlanmıştır. Emperyalizmle mücadele yerine; emperyalizmin iyice kontrolüne girilmiştir.
Tek adama dayalı iktidar süresince Orta-Doğu batağına girmekle tarihin en büyük yanılgısına düşülmüştür. Ülkemiz; emperyalist güçlerin besleyip büyüttükleri, silahlandırdıkları irili ufaklı terörist grupların saldırılarının boy hedefi haline getirilmiştir.
Bu bağlamda ‘Terörsüz Türkiye’ savunusu iki cephede birden sürdürülmelidir.