reklam
reklam
DOLAR32,3220% 0.03
EURO34,5022% -0.57
STERLIN40,4439% -0.37
FRANG35,4128% -0.28
ALTIN2.489,65% 1,16
BITCOIN2.339.8790.612
reklam

Yaptıklarınız yapacaklarınızın teminatı mı?

Yayınlanma Tarihi : Google News
Yaptıklarınız yapacaklarınızın teminatı mı?
reklam

Yaptıklarınız yapacaklarınızın teminatı mı?

Kötülüğün zirve yaptığı,
Yalanın gerçek gibi sunulduğu
Gerçeklerin kara bir örtüyle örtülmeye çalışıldığı bir dönem!

31 Mart yerel seçimlerine bu derin çelişkiler içinde giriyoruz.

Bütün bu vahim tablonun tek sorumlusunu çok uzaklarda aramak gerekmiyor. Hemen içimizde, soframızda , et- süt-ekmek kuyruklarında, hastane kapılarında, adliye koridorlarında , zindanlarda, kadın cinayetlerinde; çocuk istismarlarında; yıkıntılar altında; velhasıl soluk aldığımız her yerde bir hayalet gibi dolaşmakta.

Ve bu zat-ı muhterem ne acıdır ki hala enkaz haline getirdiği ülke insanlarının karşısına geçip, oy isteme cesaretini gösterebiliyor!

Bu nasıl bir aymazlıktır nasıl bir ikiyüzlülüktür!

Hakkını teslim etmek gerekirse insanlığın tarihinde ‘Tüm kötülüklerin sorumlusu olarak ilk sıraya girmeyi de hak kazanmıştır’

‘Ülkeyi varlıktan yokluğa , yaşanılır bir ülkeden yaşanılması neredeyse imkansız bir düzeye getirme başarısı kendisine aittir.

Fazla ayrıntıya girmeden, ekonominin gelmiş olduğu durumu sayılara boğmadan nerden nereye geldiğimizi görmek açısından önemlidir.

Tek adam yönetiminin iktidarı devraldığı dönemi hatırlayalım:

Emeklilerin aldıkları maaş, asgari ücretin üzerindeydi.

Emeklinin çalışma hayatı boyunca ödemiş olduğu primlerin bir karşılığı olan hak edilmiş maaşı yaşamını idame ettirmeye yetebiliyordu.

Oysa bugün emeklilerin almış oldukları maaş asgari ücretin yarısı kadar, yani açlık sınırının çok altında.

Asgari ücret olarak verilen rakamsa açlık sınırında.

Gelir dağılımında ki eşitsizlik; emeğin milli gelirden aldığı pay cumhuriyet tarihinin en düşük düzeyindedir.

Ülke ekonomisinin temelini oluşturan ‘tarım ziraat’ politikası adım adım terk edilmiş, tarım alanları böylece betona gömülerek yok edilmiştir.

Tarım-zirai üretimi esas itibarıyla kendine yeterli bir üretimden; ithalata-dış alım düzeyine gelmiştir.

Geldiğimiz 2024 itibarıyla milyonlarca yurttaşımız resmen açlığa mahkum edilmiştir.

Oysa zat-ı muhterem iktidarı devralırken belagatli nutuklar atıyordu:

Daha fazla demokrasi

Daha fazla refah?

Ve milyonlarca yurttaş bu söylemlere inandı, ona oy verdi .

Cumhuriyet tarihinde hiç bir lidere tanınmayan yetkiler kendisine tanındı ki;

‘Kürt meselesinin’ Demokratik-barışçı bir şekilde çözülsün , bu topraklarda yaşayan halklar bir arada, barış içinde yaşasın, dökülen kardeş kanı dursun diye destekledi.

Böylesi bir süreçte bakın neler söylüyordu:

2005 yılında Diyarbakır da halka şöyle sesleniyordu; Kürt meselesi bu milletin bir parçası değil hepsinin sorunudur.

Anayasal düzen dahilinde her sorunu daha çok demokrasi; daha çok vatandaşlık hakkı ; daha çok refahla çözeceğiz.

Tarih: 16 Kasım 2013 yer Diyarbakır mitingi: Bir yanında Mesut Barzani ,bir yanında Şivan Perver’ Kürt meselesini çözmek bizim boynumuzun borcu olsun’ vaadini veriyordu.

Tarih-26 Temmuz 2014 yer Diyarbakır: Kendisine ihanet eden ‘HDP’ ye Diyarbakır halkı sandıkta gerekli dersi verecektir.

Tarih-2 Mayıs 2015 yer Balıkesir:’ şimdi varsa yoksa bakıyorsun Kürt sorunu.

Kardeşim ne Kürt sorunu ya! Artık böyle bir şey yok. Neyin eksik senin.

Tarih-29 Mart 2019 -yer İstanbul:’Türkiye de Kürdistan diye bir bölge yok. Irak’ın kuzeyinde var.

Çok seviyorsan defol oraya git.’

Şimdi yaşanan bu gerçekler karşısında yeniden ‘Kürt emekçilerinin yaşadığı bunca deneyimden sonra gerekli dersleri çıkarmaları gerekmiyor mu?

Tabii ki halkın oyları; rezili yeniden vezir yapar mı?

Kim bilir işte üzerinde asıl durulması gereken esas nokta tam da burasıdır.

Seçimlere sayılı günler kala bu vahim tabloyu milyonlarca mutsuz-yoksul çoğunluğa anlatabildik mi?

Bir kaç gün sonra göreceğiz ne kadar başarılı olduğumuzu.

Bu topraklarda yaşayan her Kürt-Türk-Alevi vatandaşın ya da solcusundan milliyetçisine -İslamcısına kadar yaşanan bu tabloya bakarak ortak bir karar vermeleri gerekir.

Bu iktidar, ülkenin sorunlarını çözebilecek ne bir akla; ne de vicdana sahiptir.

Sahip oldukları tek irade tek akıl: Daha fazla sömürü daha fazla açlık-yoksulluk ; daha fazla adaletsizlik değil mi?

Hani siyasal dilimize yer etmiş olan’ Yaptıklarımız ; yapacaklarımızın teminatıdır’ sözü yaşanacak olanları şimdiden ortaya koymuyor mu?

Son söz yerine:

Bu topraklarda yaşayan tüm yurttaşların önünde tarihsel bir sorumluluk vardır.

Bu karanlık gidişata dur demektir.

Tek adam yönetiminin gösterdiği kukla adayların dışındaki adayları desteklemektir. Özellikle yaşamsal bir öneme sahip ‘İSTANBUL’u ve diğer ana şehirleri korumaktır .

Sevgi ve saygılarımla,

.http://tanvakti.com

reklam