reklam
reklam
DOLAR32,5851% -0.65
EURO34,9955% -0.73
STERLIN41,4175% -0.64
FRANG36,8663% -0.02
ALTIN2.440,87% -0,18
BITCOIN64.510,00-3.385
reklam
Prof. Dr. Garip TurunçTÜM YAZILARI

“BERİKİLEȘTİRMEK” ZAMANI

Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi : Google News
“BERİKİLEȘTİRMEK” ZAMANI
reklam

“BERİKİLEȘTİRMEK” ZAMANI

 Boşnak devlet adamı ve bağımsız Bosna-Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in “Özgürlüğe Kaçışım, Zindan’dan Notlar” adlı kitabında yer alan, “Ben olsam, Müslüman Doğu’daki tüm mekteplere, ‘eleştirel düşünme’ dersleri koyardım. Batı’nın aksine Doğu, bu acımasız mektepten geçmemiştir ve birçok zaafın kaynağı budur” ifadeleri çok anlamlı. Seçimlere sayılı gün kala önerisini daha etraflıca düşünmekte yarar var..

Altılı masanın teşekkülü ve ardından Millet İttifakı çatısı altında kurulan ortaklık yalnızca siyasi açıdan değil, Türkiye’deki toplumsal kutuplaşma ikliminin zayıflatılması gereği bakımından da değerli bir fırsat. Her ne kadar öncelikle siyasi aritmetiğin ve konjonktürün gereği olarak bir araya gelmiş olsalar da farklı kültürel/ideolojik arka planlara sahip partilerin farklılıklarını bir yana bırakıp milletin selameti adına iş birliği masasına oturabilmiş olmaları önemli bir imkân.

Buna karşılık tam da kutuplaşma ikliminin etkisiyle bu iş birliği masasını kabullenmekte zorlanan, hatta dinamitlemeye uğraşan birileri de başından beri eksik olmadı. Bu ittifak yalnızca iktidar cephesini rahatsız ediyor değil. Tuhaf ama CHP’yi destekler görünen kesimde de şiddetli eleştiriler bugünkü aşamada bile devam edebiliyor.

CHP yönetimini, partinin tarihsel, kurumsal kimliğine ve ilkelerine dayanarak yapıcı bir biçimde eleştirmek ayrı bir şeydir; yönetimi, kritik ve yaşamsal bir seçim ortamında, orantısız biçimde eleştirmek; yalana ve iftiraya başvurmak; bunu yaparken de akıl tutulmasıyla muhalefet oylarının bölünmesine yol açarak  Türkiye’de monarşik, bir otokratik/teokratik rejimi  kuran Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli iktidarına hizmet etmek, ayrı bir şeydir.

Örsan K. Öymen 10 Nisan 2023 tarihli Cumhuriyet gazetesinde “CHP’ye yönelik iftiralar” başlıklı, her harfine katıldığım harika bir yazı yayımladı. Yazısından bir bölümü bilginize sunuyorum:

“Atatürk popülist bir politikacı olmadığı gibi, siyaseti milliyetçilik ilkesine indirgemiş bir siyasetçi de değildi! O nedenle Atatürk’ün kurduğu partinin adında “milliyetçi” sözü geçmez, o nedenle o partinin adı Cumhuriyet Halk Partisi’dir! O nedenle Atatürk tek başına milliyetçilik ilkesini değil, onunla birlikte, cumhuriyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve devrimcilik ilkesini de benimsemiştir ve milliyetçilik ilkesini, etnik kimlik üzerinden değil, vatandaşlık bilinci üzerinden, ümmetçiliğin antitezi olarak, laiklik ilkesini tamamlamak için kullanmıştır!”

14 Mayıs 2023 günü Millet İttifakı’na, Emek ve Özgürlük İttifakı’na ve Sosyalist Güç Birliği’ne oy verenler, oy zarfı sandığa düştüğü andan itibaren aynı kişi olmayacaklar. Özellikle Millet İttifakı cephesinde CHP listesine oy veren sağcılar, muhafazakârlar, dahası İslamcılar artık zihinlerini kapatan, ellerini bağlayan tabudan kurtulmuş olacaklar. Oy attıkları sandıkta kazanmasalar da tabudan kurtulmuş olacaklar. Demek ki tabunun yıkılması cinsiyet değiştirmek değilmiş… Demek ki laik orta, laik ortanın solu, laik sol ihanet cephesi değilmiş… Bu eşiği aşanlar, özgürleşip kendileriyle ve kendilerinde barınan “insan”la barışacaklar!

14 Mayıs 2023 seçiminde verilen oylar daha sonra partiler arasında transferlere yol açacak. Muhafazakâr, mütedeyyin kitleden (Saadet, DEVA, Gelecek, Demokrat partilerinden ve başka kesimlerlerden) Millet İttifakı’na oy verenler zihin ve gönüllerindeki kilidi açacaklar. Elleri alışacak! Bu seçim gelecekte, muhafazakâr ve türlü düzeyde kitlelerin kendilerinden solda olan kitlenin insan olmak bağlamında kendilerinden pek farklı olmadığını görecekler ve yer değiştirmenin kendileri için kötü bir şey olmadığını hissecekler, sonuç olarak tabulardan ve önyargılardan kurtulup özgürleşecekler. Sonuç olarak “laik dünya”nın Allahsız, peygambersiz, kitapsız, kâfir olmadığını deneyerek öğrenecekler. Bu seçimden sonra, dileğim şu ki vatandaşlık bağlamında ulusal bir barış olacak. “İnanç”ın bireysel bir olgu olduğu anlaşılacağı için “öteki” artık düşman olmayacak. Seçim sandığına birlikte gidip diledikleri partiye oy verip birlikte kahve içecekler.

Demek ki kendi iradesini kullanarak oy vermek din değiştirmek, cinsiyet değiştirmek değilmiş, kendi akıl ve iradesini kullanarak karar vermek özgürleşmek, özgür insan olmakmış…

Bütün dileğim, 15 Mayıs 2023’ten itibaren, barış ve kardeşliğin ülkemizde egemen olmasıdır. Bunu yaratmak hepimizin bilinçlenmiş elinde!

Siyaset yoluyla toplumu yarmak, kutuplaştırmak, ötekileştirmek yerine “berikileştirmek” için, böylesine tarihsel bir dönemeçte tedavi reçeteleri olmalı!

Yani hangi cinsten olursa olsun armutların, üzümlerin tümünün sapı çöpü var.. Ancak, bu yalan talan iktidarının değişmesini, hiç değilse normalleşme yoluna girilmesini isteyen, tünelin ucunda ışık görmeyi, umuda tutanmayı bekleyen muhalif seçmen, sırat köprüsünden bıçak sırtında geçerken önce bağrına taş sonra seçim pusulasına mühür basmak zorunda olduğunun da farkında.

Saplı armudu, çöplü üzümü yemem, demek lüksümüz yok. Sırat köprüsünün altında ülkeyi cehennem alevleri bekliyor; düştük mü yanarız. Karşı tarafa geçince cennete kavuşamayacağız, bunu da biliyoruz. Bolsonaro‘yu iktidardan defeden Lula‘nın deyişiyle: “Cennetin kapıları açılmayacak ama cehennemin kapıları kapanacak.”

Evet siyasal körlüğü gidermenin, politik intiharı önlemenin çaresi Anadolu hümanizmasının gönül merhemi ve merhametinde aranmalı. Kanı kaynamak, içine sinmek, bağrına basmak deyimleri bu gönül merheminin özünde var. “Yiğit yiğidi gözünden tanır…” 15 Mayıs’ta Fotoğrafa, yüze ve göze bakacak yurttaş.

http://ikinciyüzyıl.com.tr

reklam