
Çok Kitap Çok Hayat
Girişteki güvenlik kulübesindeki görevliye gülümseyerek ziyaret edeceğimiz hanımefendinin ismini söyledik, güneşli bir aralık cumartesi sabahında.

-F Hanım’a geldik, geleceğimizi biliyor.
Aradı.
- 19.. no.lu odada kalıyor, sizi bekliyor.
dedi güvenlik memuru nazikçe gülümseyerek.
Hızlı adımlarla yeşil ve çiçekli bahçeyi geçtik. Rezidansın içine girince bu kez danışmadaki genç kıza
- F. Hanımla görüşmek istiyoruz.
- Tabii ki, sağ taraftaki asansörü kullanabilirsiniz.
Dokuzuncu katta indiğimizde antrede bir koltukta oturan F Hanım ayağa kalkıp
- Hoş geldiniz dedi. (uzun süredir görmemiştim, özlemişim. )

Daha önce bir kaç kez gelmiştim. Sahaf usta ilk kez geliyordu. Dairesine girdik kapının arkasına astığı aynanın içinden geçerek Alice Harikalar Diyarı'na kitaplarla dolu sihirli odaya geçtik. Burada beyaz tavşan, Dodo, beyaz kraliçe, kızıl kraliçe yoktu ama daha fazlası vardı her geldiğimde hissediyordum.
Biraz oturduktan sonra kitapları gözden geçirdi notlar alarak ölçtü biçti sahaf usta. Ara bölmedekiler, arkadakiler dolap içleri her yer silme kitap dolu rüya gibi. Bilgisayar masasının ardındaki platformun arkasında ve odadaki kapalı bir sürü dolap dahil en az 3600 adet kitap saydı.
Bütün bir yaşam vardı odada. İşe yaramayan hiçbir kitap yoktu. Doğan Avcıoğlu, Yalçın Küçük, Felsefe ve sosyoloji ile ilgili yerli ve yabancı kaynaklar, Proust, Joyce, sanatla ilgili bir sürü yerli yabancı eser, Kemal Tahir, Yaşar Kemal Türkiye'nin Düzeni, Aziz Nesin, Devrimler ve Karşı Devrimler Ansiklopedisi olmak üzere bir sürü ansiklopedi, İngilizce ve Fransızca sözlükler, klasikler, çeviriler, filmler duvarlarda film afişleri, orijinal resimler, fotoğraflar, geziden kalma hoş anılar.
Yedi sekiz yıl önce sahafa rüzgar gibi girdiğinde tanımıştım F. Hanımefendiyi. Maltepe’de büyük bir mitinge gelmiş o idealist öğretmen. Ağzından gereksiz bir cümle çıktığına hiç tanık olmadım.
Kitaplara bakmıştı kötü bir çeviri ve sonra da başka bir kitap almış. Suna Kıraç ile sınıf arkadaşı imişler kolejde, laf arasında bahsetmişti Boğaziçi Ünv. olmadan önce Robert Kolej’de bitirmiş liseyi ve her zaman duyumsamış zenginler ve yoksullar arasındaki o yaman çelişkiyi.
''Onlar zengin çocuğuydu. Bizimkiler de tamam anne de baba da doktor ve orta halli bir aile. Bazı insanlar ağzında gümüş kaşıkla doğar ve inan hiçbir zaman özenmedim ve yadsımadım da insanları demişti bir gün.''
Kolej sonrasında Fransa'ya gitmiş sosyoloji eğitimi almış. Üniversiteyi bitirdikten sonra ailesinin rahatsızlığı nedeniyle tekrar İstanbul a gelmiş. Fransızcası ve İngilizcesi çeviri yapacak düzeyde, çevirileri de var.
Sahaf usta 'durun onu vermeyeyim ben size iyi bir çeviri vereyim' deyince 'zararı yok benim elimde orijinali var zaten fark ederim dinamiğini.' demişti.
Hala anlatır sahaf usta yeri geldiğinde diğer müşterilerimize.
Hiç evlenmediği için evini bağışlayıp Darüşşafaka'da kalmaya başlıyor. Uzun süredir orada ve hatta işe, konferanslara da oradan gelip gitmiş yıllar boyunca.
F hanımefendi girdiği ve gittiği her yerde gençlere İngilizce öğretmeye çabalıyor fotokopiler hazırlıyor veriyor ders anlatıyor gönüllü Boğaziçi Ünv.'nde yine pilot çalışmalar yapıyor ve bir sürü haksızlıkla uğraşıyor o dönemdeki dekan sınıf arkadaşı olduğu halde bu nüfuzdan da yararlanmıyor ve her zaman söylediği hiçbir özel okulda İngilizce öğretilmiyor çocuklar öğrendiklerini sanıyorlar dersler İngilizce görülüyor ve hiçbir şey anlamadan çıkıyorlar.
- Boğaziçi'nde bile mi?
- Evet özellikle oralarda ve o tür okullarda.
Her zaman ısrarcı oldu bana ve çevremdekilere İngilizcenizi geliştirin, çalış her sabah en azından beş on dakika kelimeleri çıkar tekrar gözden geçir bak göreceksin nasıl bir gelişme olacak. Sofinin Dünyası'nın İngilizce versiyonunu verdi verdi hem Türkçe hem de İngilizce oku dedi sonra da okudum çalıştım da neyse...
- Dağılma dedi sağa sola dağılma daldan dala atlama bana benziyorsun biraz ben de senin gibiydim ama bak şurada daha o kadar okuyacak çok kitap var ki ve biliyorum ömrüm yetmeyecek
- Hayır daha çok yapacak işimiz var lütfen yüz, yüz elli.
Gülümsedi bir şey söylemeye gerek görmeden.
- Kitaplarımı bağışlamak istiyorum fakat iyi bir yere gitsin Çağdaş Yaşam veya ne önerirsin sahaf usta
- Şimdi tüm dernekler kitaplarla uğraşamayabilir ve bağış yapacaksanız biz bunları.
Aklı, yüreği kitaplarda ancak onların yararlı bir yere gitmesi için kafa yoruyor.
- Okuyamıyorum eskisi kadar
dedi ki okuyor ama yetmiyor ona biliyorum.
Fakat bazı başucu kitapları bırakırsınız değil mi kendinize?
- Tabii canım mesela gece şunu okuyorum (Nutuk), bir de Düşyokuş’u...
İnceliği tanımak lazım ayak izlerinden diye düşündüm içimden.
Gülümsedik.
Sahaf usta ölçüp biçmeye devam ediyordu. Şurada şu kadar olsa şu rafta bu olsa şu kadar olsa şu kadar gidiş bu kadar geliş tamam F. Hanım hallederiz bu işi hiç yorulmayın ve endişelenmeyin bizim kız burada işte gelir toparlar koyar kolilere, hem sohbet hem muhabbetle yapıverirsiniz iki ayda.
F. Hanımefendi
- Yemeğe çıkalım, buranın yemekleri güzeldir seversiniz.
Yemekhaneye geçtik birlikte.
Gözlerim parladı. Koç Holding' teki yemekhaneyi ve lezzetli alternatifleri hatırladım. Menüyü sorduk bir sürü şey aldık, güzel de yapmışlardı, aşçı işinin ehli olsa gerek, neyse oturduk masaya muhabbet koyu. Sahaf usta giriş gelişme sonuçla güzel şeyler anlatıyor F Hanım dikkatle ve hiç kesmeden dinliyor.
Sahaf usta gittikten sonra orada biraz daha kaldım.
- Feroz Ahmad ile tanıştırmayacak mısın beni dedim.
- Bilmiyorum iyileşti. Sen git tanış istersen.
- Ya hiçbir kitabını okumadım okuyayım bir sonraki gelişimde tanışırım, yalnız güzel şeyler yazdığını biliyorum.
-Kendisi de çok iyidir ve çok yardımseverdir Yeditepe Üniversitesi’nde de eğitim veriyor zaten uzun süre buradan gelip gitti oraya bir ara rahatsızlanmıştı ama…
F Hanım ile kahve yaptık aşağı inip sigara içtim geri geldim keyifli bir gün oldu.
Çok okuyan insanları tanımak güzel.
Sevgi ve saygılarımla,
Ah Feroz Ahmad'i de kaybetmişiz 20 Şubat 2025'te üzücü...

