
Zorunlu eğitime kısaltma...
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, zorunlu eğitimin kısaltılması tartışmaları için "Bu konuda kamuoyunda bir talep olursa, biz de ilgili birimlerimizle beraber oturur değerlendiririz" dedi.
Memur Sen'e bağlı Eğitim-Bir-Sen'in yaptığı araştırma kapsamında Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, yaptıkları saha araştırmasına göre "4+4+4" zorunlu eğitim sisteminin son dört yılının yeniden ele alınmasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Memur Sen'in de genel başkanı olan Yalçın, yaptığı basın açıklamasında,
"Son dört yılın yeniden eğitim sistematiği içerisinde bir tartışmaya tabi tutulması, çaprazlarının görülmesi, sosyal paydaşlarla bu konunun tartışılmasına ihtiyaç olduğunu ifade etmek isterim. Onun için eğitim otoritelerinin, sosyal paydaşların, Milli Eğitim Bakanlığının, dolayısıyla tüm paydaşların bu konuyu yeniden ele almasına ihtiyaç olduğunu görüyoruz. Ancak bu süreci nihayete erdirecek olan, Milli Eğitim Bakanlığının vereceği karar ve 21. Milli Eğitim Şurası olacaktır. Çalışmaya katılım gösteren öğretmen ve idarecilerin yüzde 93'ünden fazlası, sistemin son dört yılında değişim yapılması gerektiği yönünde görüş bildirdi. Son dört yılın 2+2 şeklinde (iki yıl zorunlu iki yıl isteğe bağlı) ya da 3+1 şeklinde (üç yıl zorunlu bir yıl isteğe bağlı) yeniden düzenlenmesi yönünde görüş birliğinin öne çıkmıştır.
dedi.
Çalışmaya öğretmen, okul yöneticisi, lise öğrencisi ve velilerden 36 binden fazla kişi katıldı.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AKP Meclis Grup Toplantısı öncesinde;
Dört yıllık zorunlu lise eğitiminin 2 yıla düşürülmesi hakkında, "Türkiye'deki beklentilere bakıyoruz, kamuoyundaki tartışmaları izliyoruz. Bu konuda kamuoyunda bir talep olursa biz de ilgili birimlerimizle beraber oturur değerlendiririz. Nihayetinde bu yasama organının yetkisinde. Biz de değerlendirmelerimizi yasama organına bildiririz. Ama şu anda biz sadece kamuoyundaki tartışmaları sizler gibi izliyoruz, raporları okuyoruz. Bu raporlardaki ifadeleri bilim insanları, akademisyen ve öğretmen arkadaşlarımız, bakanlıktaki ilgili birimler değerlendiriyorlar. En son bir karara varırsak bu kararı ilgili siyasi mekanizmalarla paylaşırız."
açıklamasını yaptı.
Eğitim-Bir-Sen araştırması
Eğitim-bir-Sen'in zorunlu eğitimin son dört yılını içeren araştırmasında 36 binin üzerinde katılımcı yer aldı. 81 ilde yapılan araştırmaya 17 binden fazla öğretmen, 7 bini aşkın idareci, 5 binden fazla 11. ve 12. sınıf öğrencisi ile yine 5 bini aşkın veli katıldı. En yüksek katılım İstanbul, Ankara ve İzmir'de gerçekleşti. Öğretmenlerin yüzde 93,8'i, okul yöneticilerinin yüzde 97,1'i, öğrencilerin yüzde 78,5'i ve velilerin yüzde 78,8'i 12 yıllık mevcut zorunlu eğitim süresinin kısaltılması gerektiğini belirtti. Mevcut sürenin yeterli olduğunu düşünenlerin oranı öğretmenlerde yüzde 5,3, yöneticilerde yüzde 2,5, öğrencilerde yüzde 19,7, velilerde ise yüzde 19,6 olurken, zorunlu eğitimin süresinin uzatılması gerektiğini savunanların oranı ise tüm gruplarda yüzde 2'nin altında kaldı (öğretmenlerde yüzde 0,9; öğrencilerde yüzde 1,7). Katılımcıların büyük çoğunluğu, lise son sınıfın yapısının değişmesi gerektiğini, lise son sınıf öğrencilerinin son yıl okula devam etmesinin gereksiz olduğu" görüşünü paylaşanların oranı öğretmenlerde yüzde 83,6, yöneticilerde yüzde 84,7, öğrencilerde yüzde 75,9, velilerde ise yüzde 47,3 oldu. Lise son sınıfın üniversite hazırlık ya da kariyer planlama yılı olması gerektiğini belirtenlerin oranı ise öğrencilerde yüzde 92,3, öğretmenlerde yüzde 90,4, yöneticilerde yüzde 88,8, velilerde ise yüzde 89,9 olarak gerçekleşti.
4+4+4 sistemi
4+4+4 olarak bilinen zorunlu eğitim sistemi 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren uygulanmaya başlamış, sekiz yıllık okullarda, kesintisiz eğitim yapılan ilköğretim kurumları, ilkokul ve ortaokul olarak bağımsız okullar şeklinde kurulmuştu.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve muhalefet partileri o dönem bu sisteme şiddetle karşı çıkmış, "4+4+4" eğitim sistemine göre göre, ilköğretim kurumları; 4 yıllık zorunlu ilkokullar, 4 yıllık zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkan veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarından oluşmuştu. Zorunlu ilköğretim çağı, 6- 14 yerine, 6-13 yaş grubundaki çocukları kapsayıp, bu çağın, çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın eylül ayı sonunda başlayıp, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda bitişi öngörülmüştü.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2023-24 örgün eğitim istatistiklerini baz alan araştırmalarda, okul dışında kalan çocuk sayısı yaklaşık 612 bine yükseldi. Eğitim Reformu Girişimi'nin analizine göre, okul dışında kalan çocuk sayısı yüzde 38,4 arttı. Böylece zorunlu eğitimde olması gereken 200 bine yakın çocuk daha eğitim dışına çıktı.
MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, genç işsizliğiyle mücadelede zorunlu eğitim süresinin kısaltılması gerektiğini, bu bağlamda eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması gerektiğini, gençlerimiz iş gücüne daha erken katılmalı. Eğitim zorunluluğu esnetilmeli, gençlerimiz pratik becerilerle piyasaya daha hızlı adapte olmalılar.

Eğitim sisteminin gençleri mesleğe hazırlamadığını ve mezunların kendi alanlarında iş bulamadığını, 21'nci yüzyılın ihtiyaçlarına bu şekilde cevap veremeyiz. Her çocuk aynı akademik başarıyı gösteremez. Eğitim içeriği yeniden tasarlanmalı. Yani bir kere 12 yıllık kesintisiz eğitim sistemi çok yanlış bir uygulama. Ülkeye herhangi bir faydası yok."
demişti.
Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak,;
''Eğitim-Bir-Sen'in AKP iktidarının yanında siyasal bir pozisyon tuttuğunu, 4+4+4 gündeme geldiğinde bilim çevreleri bu sistemi zaten doğru bulmuyordu. Ancak Eğitim-Bir-Sen hükümetin yanında yer aldı ve o zaman bu sistemi destekledi. Şimdi ise '4+4+4 çökmüştür' denilemiyor. Bunun yerine yeni bir model tartışıyorlar. Zorunlu eğitimin süresinin kısaltılması, mücadelesini verdiğimiz kamusal eğitime yönelik bir darbe. Kamusal eğitim ortadan kalktıkça devletin gözetiminde okula gitmesi gereken çocuklar bundan mahrum kalıyor. Eğitim-Bir-Sen'in çalışması sonucu itibarıyla bilimsel gibi görünse de anketin yapılış biçiminin tartışma içerdiğini savunan Irmak, çalışmaya katılan on binlerce öğretmen arasında hiç Eğitim Sen üyesinin bulunmadığını, çocukların mevcut sistemde altı yaşında okula başladığını ve 12 yıllık zorunlu eğitimle birlikte 18 yaşında mezun olarak iş hayatına başladıklarını, liseyi iki yılla sınırlandırarak, asgari ücretin yarısına 16 yaşındaki çocukları çocuk işçi yapmak istiyorlar. Bu çocuk yaşta evliliklerin de önünü açabilecek bir uygulama"
dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Emek Büroları, zorunlu eğitim kısaltılmasıyla ilgili tartışmaları endişeyle takip ettiklerini, "Zorunlu eğitimden vazgeçilemez! Çocuklarımızı işçiliğe de gericiliğe de teslim etmeyeceğiz.''
açıklamasını yaptı.
CHP Emek Büroları;
''Tartışmanın MÜSİAD'ın "zorunlu eğitimin istihdama engel olduğu" yönündeki açıklamasının hemen ardından gündeme gelmiş olmasının daha da kaygı verici bir durum" olduğunu, Eğitim-Bir-Sen'in saha araştırması için "bu politik tercihin bir uzantısıdır. Söz konusu araştırma, eğitimde niteliği öncelemek yerine, çocukları işgücü piyasasına daha erken sürede sürme anlayışını meşrulaştırma gayretidir. Lise son sınıfın "gereksiz" ilan edilmesi, zorunlu eğitimin "istihdama engel" olarak tanımlanması, öğrencilerin üniversiteye ya da hayata hazırlanmalarının önüne geçilerek bir an önce işçileştirilip piyasanın ihtiyaçlarına göre şekillendirilmelerinin istendiğini ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, çocuklarımızın haklarını gözetmeyen, sermayenin taleplerini önceleyen bir zihniyetin yansımasıdır.

Zorunlu eğitimi kısaltmanın, çocukları hem toplumsal yaşamda hem de üretim alanında cemaat ve tarikat yapılanmalarına açık hale getireceğini, eğitimdeki boşluğun gerici yapılanmalarla doldurulması kabul edilemez. Bu durum hem çocuk işçiliğini meşrulaştırmak hem çocuklarımızı gerici uygulamalara maruz bırakmak hem de anayasal güvence altında olan eğitim hakkını ortadan kaldırmak anlamına gelmektedir.
Zorunlu eğitimin kısaltılması çalışmalarına derhal son verilmeli,
Sürekli çocuk işçi ölümleriyle gündeme gelen MESEM uygulaması durdurulmalı,
Laik, bilimsel ve parasız eğitim güvence altına alınmalı,
Eğitimde cemaat ve vakıflarla yapılan tüm protokoller iptal edilmeli.
açıklamasını yaptı.

