reklam
reklam
DOLAR32,8550% 0.03
EURO35,2028% 0
STERLIN41,7872% -0.02
FRANG36,8950% -0.06
ALTIN2.452,71% -0,21
BITCOIN66.652,010.667
reklam
Nurhan ÖzgelTÜM YAZILARI

Mahallenin Ölümü

Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi : Google News
Mahallenin Ölümü
reklam

Ölümün karşısında ne yapsak muvaffak olmuş bir aktörden farkımız olmayacak…’  (Sait Faik Abasıyanık-Semaver)

Haber gibi olmadı bu yazı. Mahallenin yavaş yavaş ölümünün duygusallığı belki de… Sürçü benim lisan sizin olsun.

Mahalle sakinlerinden biri;‘’70’li yıllardı. ilkokul dördüncü sınıfa geçmiştim. Bahçeli bir evde köpeğimiz, kedimiz, horozumuz, civcivlerimiz ile yaşıyorduk. Valide hanım gazetede bir kooperatifin yaptığı duyuruyu sevinçle bizimle paylaşmıştı. Daha önce Eyüp Sultan’da, çakıl taşlarını ev şeklinde toprağa dizen annemizin sonunda dileği gerçekleşiyordu.

Ev peşinatı için evdeki Isparta halısı satıldı. Annemizin bilezikleri bozduruldu. Yakın arkadaşlardan biraz borç alındı. Heyecan içinde inşaatın bitmesini bekledik. Bir yıldan az sürede evler tamamlandı ve Hollanda tipi, ikişer katlı, bahçeli yetmiş evden oluşan mahalleye taşındık ve yıllarca taksit ödeyerek sonunda bir ev sahibi olduk.

Elektrik bağlanmadığı için akşamları lüks lambası ışığında ödev yaptık. Mahallenin yukarısındaki çeşmeden eve su taşıdık. Mahalleye elektrik ve su geldiğinde bayram yaptık.

Mahallenin dört tarafı arsaydı. Kır çiçekleri, katır tırnağı, kaplumbağalar eksik olmazdı. Merkeze yürüyerek on beş dakika mesafedeydik. Bakkal uzaktaydı. Evlerimizin üst katından denizi görüyorduk. Artık apartmanlar yüzünden denizi görmek olası değil.

Mahallenin çocukları hava kararana dek dokuztaş, saklambaç, yakar top oynuyor, bilyeli arabalarla mahallede geziyordu. Çocuklar ilkokulu burada bitirdi.

Mahalle

Sahil doldurulmadığı için Demirkol Gazinosu’ndan deniz görünürdü. İlçe merkezinde İlgen, Çeliktaş, Yıldız, Hakan sineması vardı. Yazlık Huzur sinemasında çok Yılmaz Güney filmleri seyrettik. 72 olaylarını radyodan üzülerek dinlemiştik.”

İlhan İrem’in ‘Boşver Arkadaş’ şarkısı meşhur olmuştu

Akşamları ekmek arabası geçer, evlere tek tek ekmek bırakırdı. Her gün çıngırağını çalarak yoğurtçu geçerdi. Küçük küreğiyle kalın kaymak tabakayı sıyırıp yoğurt verirken pür dikkat onu seyrederdik.

Televizyon evlere yeni girmişti. İsmet İnönü’nün ölümü (1973) nedeniyle yas vardı. Çocuklar bir hafta televizyon seyredememişti.

Mahallenin tüm çocukları arkadaştı. Romanlardaki gibi yaz mevsiminde herkesin toplanıp Belgrat ormanları, Taşdelen, Tuzla’ya denize gidişi meşhurdu.

İsmail Cem İpekçi’nin TRT Genel Müdürlüğü döneminde (1974) yayınlanan güzelim TV dizilerini, belgeselleri, klasikleri siyah beyaz televizyonu olan evlerde tüm mahalleli toplanıp, birlikte keyifle izledik.

Hanımeli kokusu Mahallenin girişinden itibaren hissedilirdi. Bahçeler yediveren gülleriyle doluydu.

Mahallenin hanımları, kısır, katmer, gözleme, kek, poğaça ve lezzetli kurabiyeler hazırlayarak birbirlerini ziyaret ederdi. Artık apartmanlarda bu tür şeylere rastlanmıyor.

Mahalle

12 Eylül bu mahallede de yaşandı

Seksen öncesinde bu mahallenin duvarlarına da yazılar yazıldı.  Mahallenin sokaklarından tanklarla askerler geçti uzun bir süre.

En küçüklerimiz burada doğdu, burada büyüdü. Bir çoğu eşlerini mahalledeki arkadaşlarından seçti. Acı, tatlı günler oldu. Komşular bazen küstüler birbirlerine, sonra barıştılar. 99 depremi burada da hissedildi. Evler müstakil olduğu için güvenliydi fakat yine de çoğumuz geceyi bahçelerde geçirdik.

Sonra yavaş yavaş çekildi aile büyükleri. Oysa oğullarını, kızlarını çağıran sesleri hala hepimizin hatırında.

Günler sonra mahalleye müteahhitler geldi. eğer anlaşır ve imza atarlarsa ev başına iki daire vereceklermiş. Sonunda çoğunluğu ikna ettiler.

Önce en alt sokaktaki sekiz evi yıktılar. Sırasıyla yetmiş evi de yıkıp yerine  en ufak gürültünün duyulduğu,  tıkış tıkış, ruhsuz, küçücük daireli bloklar yapacaklar.  Böylece mahalle yavaş yavaş ölecek.

Bahçelerdeki sarmaşıklar, asmalar, hanımelleri, güller, erik, vişne, kiraz, dut ağaçları mazide kalacak. Sadece bunlar değil, en önemlisi yıkılan evlerle birlikte tüm anılar, elli yılı yılı aşkın yaşanmışlıklar eskide kalacak. Demek ki mekanların yaşamımızdaki etkisi büyük.

Şimdi hiç bir yerin kalmayacak eskiyi anımsatan. Yalnızca tesadüfen bir kaç mahalleli bir araya geldiğinde kırık dökük hatırlayacağız belki seni ve o güzel eski günleri. Daha çok çocuk büyürdü, okula giderdi, evlenirdi burada. Burada yaşayanların apartmanlara bu kadar acele gitme isteği niye. Gitmek için daha çok erken.

Işıklar içinde uyu güzel mahalle. Seni çok özleyeceğiz.

Önce senin, sonra hepimizin başı sağ olsun.

Nurhan Özgel

http://tanvakti.com

reklam