
AİHM; 2025 yılında Türkiye, insan hakları ihlalleri iddiasıyla başvurularda birinci sırada...
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2025 verilerine göre Türkiye, 2025'te hakkında en fazla dava başvurusunda bulunan ülke.
AİHM'e 2025'te toplam 53 bin 464 şikayette bulunuldu. Bunların 18 bin 464'ü Türkiye kaynaklı hak ihlali iddiaları. Türkiye, bu sayıyla diğer Avrupa Konseyi ülkelerinin açık ara ile önünde. AİHM kayıtlarına göre Türkiye aleyhine başvuru sayısı 2023'te 23 bin 397, 2024'te ise 21 bin 613 idi. 2025 verileri de %15'lik bir düşüşe işaret ediyor.
2024'teki başvuru sayısı 60 bin 350'ydi. Geçen yıl, bir önceki yıla göre %11'lik bir azalma mevcut. AİHM önünde bekleyen başvurularda Türkiye'yi 7.187 başvuruyla, artık Avrupa Konseyi üyesi olmayan Rusya izliyor. Üçüncü sırada ise 4.044 başvuruyla Ukrayna bulunuyor.
Hakkındaki başvuru sayısı %72 artarak 3.517'ye ulaşan Polonya bu üç ülkeyi takip ediyor. İtalya (2.787), Yunanistan (2.562), Romanya (2.489) ve Azerbaycan (2.180) da üst sıralarda.
Avrupa'nın önde gelen ülkelerindeki başvuru sayıları ise daha düşük. Fransa hakkında 703 başvuru bulunurken, İspanya'ya karşı başvuru sayısı 186. İngiltere (139) ve Almanya (127) başvuru sayılarında daha alt sıralarda yer alıyor.
Türkiye aleyhindeki başvuruların %80'den fazlası 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimiyle ilgili, başvuru sayısının 20 bine yaklaşıyor. Darbe girişimi bağlantılı başvurularda meslekten ihraçla ilgili olanların yoğunluğu dikkate değer. Bu alandaki başvuruların artarak süreceği tahmin ediliyor. Darbe girişimiyle ilgili başvurular AİHM kayıtlarına girenlerden çok fazla. Bunda AİHM'in çok sayıda başvuruyu "iç hukuk yolu tüketilmediği" gerekçesiyle reddetmesi, bunun üzerine olağanüstü hal komisyonu oluşturularak başvuruların Strasbourg'a gitmeden iç hukuk yoluyla sonuçlandırılmasının etkisi büyük.
AİHM, 2025'te Türkiye hakkında 74 karar açıkladı.
Bu kararlardan 66'sında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) en az bir kez ihlal edildiği belirlendi. Geri kalan sekiz kararın altısında ihlâl bulunmazken, ikisi farklı yöntemlerle sonuçlandırıldı. Adil yargılama, Türkiye'deki ihlâllerde önemli yer tutmayı sürdürüyor. Mahkeme, AİHS'nin adil yargılama temelinde 33 kez ihlal edildiğine hükmetti. Adil yargılanmayı ise özgürlük ve güvenlik ile ilgili AİHS maddesi izledi. Bu madde için belirlenen ihlâl sayısı 21 oldu. 2024'te özgürlük ve güvenlikle ilgili ihlâller ilk sırada yer alırken adil yargılanma ikinci sırada yer almıştı. Mahkemenin verdiği kararların toplamında da AİHS'nin adil yargılanma hakkını güvence altına alan altıncı maddeyle ilgili ihlâller ilk sırada yer alıyor. Bu maddeyi, AİHS'nin özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili beşinci maddesine yönelik ihlâller izliyor.

Gezi Davasında 2017'de tutuklanan, AİHM'nin beraat ve tahliye kararlarına rağmen tutukluluk hali süren ve hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası bulunan Osman Kavala'yla ilgili davada yeni bir aşamaya geçildi. AİHM'in temyiz organı olarak görev yapan ve 17 yargıçtan oluşan Büyük Daire'nin gündemine gelen konu süreci dikkatle izlenen ve sonucu merak edilenler arasında bulunuyor.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 46'ıncı maddesi gereği, sözleşmeye taraf olan devletler açısından AİHM kararları bağlayıcı nitelikte. Türkiye, AİHS'yi 1950'de imzaladı, 1954'te onayladı. Bireysel başvuru hakkını 1987'de tanıyan Türkiye, AİHM'nin zorunlu yargı yetkisini 1989'dan bu yana tanıyor.

AİHM kararlarının uygulanması bireysel ya da genel önlemlerle yapılıyor. Bireysel önlemler, başvuranın hakkının ihlâline yol açan sebepleri ortadan kaldırmayı, genel önlemler ise başvuruya konu ihlâli herkes için ortadan kaldırmayı ve böylece ihlâlin devamını önlemeyi sağlayacak tedbirlerden oluşuyor. AİHM kararları Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından takip ediliyor.
Türkiye'nin AİHM tarafından açıklanan kararlara uyum düzeyi genelde oldukça yüksek olsa da Kavala ve Demirtaş gibi kritik davalarda uyum oranının daha düşük seyrediyor.

