
Edebiyat insandır...
Edebiyat bazen hüzün, bazen acı, bazen özlem ve hep mutluluktur…
Edebiyat insandır…
Ortaokul birinci sınıftaydık öğretmenimiz sınıfa ilk geldiğinde.
Çocukların hepsi gürültü yapıyorlardı. Hiçbir şey söylemedi. Masasına oturdu. Sakince çantasının içinden kitabını kalemini çıkardı. Sınıfın sessizliğe ulaşmasını bekledi. Sınıf sustuktan sonra
Adım Aydın Aydemir bundan sonra Türkçe derslerinize gireceğim. Aynı zamanda rehberlik öğretmeninizim.
Otuzlu yaşlarda olmalıydı. Ciddi bir adamdı.
Ders rehberlik dersiydi. Herkesin kendisini tanıtmasını istedi.
- Çocuklar kitap okuyalım, bakın elimde bir kitap var, ''Şimdiki Çocuklar Harika'' adı seveceksiniz. Kim çıkmak ister okumak için?
Elini kaldırdı Sema.
- Hocam ben okuyabilir miyim?
- Tabii ki gel lütfen.
Başladı okumaya on iki yaşındaki küçük kız ahenkli bir sesle yirmi otuz sayfa okuduktan sonra
- Senin okuman iyiymiş
dedi öğretmeni. Sevindi kız.
- Şimdi otur lütfen başka bir arkadaşın gelsin.
Omuzları dimdik kalbi heyecan ile çarparak oturdu yerine küçük kız.
Sırayla çıktılar tahtaya ve bölüm bölüm okudular çocuklar, zil çaldığında kitap neredeyse yarılanmıştı.
Başka bir derste 'Ölmüş Eşek' adlı kitap okundu, çocuklar o mektuplarla kah heyecanlanıp kah sevindiler bazen üzüldüler, o da bitti.
Tüm Türk edebiyatı klasikleri fakat müfredatın önerdiği değil Aydın hocamızın önerdiği klasikler okundu müfredat o zaman bugünkü kadar korkunç değildi tabi 70 li yıllar nasıl olur ki altmış sekiz kuşağı ve rüzgar...
Bir gün hoca Nazım Hikmet'ten bahsetti Nazım'ın kız kardeşinden, şiirlerinden
Birinci sene böyle geçti. İkinci sene, üçüncü de...
Babaları tüm aileyi Kartal Halk Plajına götürdüğünde denizi çok seven başta baba ve çocuklar anne çok sevmezdi daha çok orman ve yeşil severdi yine de giderler babalarının o eski fildişi renkli, çok sevdiği ve tertemiz tuttuğu Murat 124'üne doluşup cıvıldayarak denizin yolunu tutarlardı her hafta sonu.
- Baba!
- Evet kızım,
Şu köşede kitapların dizili olduğu bir tezgah var oradaki kişi, benim öğretmenim o Türkçe öğretmenim aynı zamanda rehberlik derslerimize de geliyor baba ne olur gidelim kitap da alalım.
Aziz Nesin, Nazım Hikmet Kitapları sıralıydı tezgahta. Aydın öğretmen tanıdı kızı hemen.
- Nasılsın?
- İyiyim hocam denize geldik biz hocam bakabilir miyim kitaplara...
- Tabi ki kızım bak kitaplar bakmak, okumak, sevmek içindir.
Biraz kalınca Büyük Grev adlı kitabı aldı eline Sema. Baba ödedi kitabın parasını diğer kitaplarda da aklı kaldı küçük kızın ama çözdü kafasında hemen 'para ne kadarsa o kadar alınır biz işçi ailesiyiz.'
Daha eve gitmeden başladı kitaba denize de girmeyi ihmal etmedi.
Ortaokul bitti hocaları artık gelmiyordu. Üç yıl boyunca gelmişti zaten ya başka bir okula tayin oldu ya da tekrar diğer orta sınıfları okutmaya...
Hiç unutmadı öğretmenini Sema.
On iki yaşındaki kız okumayı çok seviyordu nedendir bilinmez, bilinir aslında Aydın hocanın katkısı yok mu ya da ilkokul öğretmenlerinin ya da hepsinin.
İlk okulda Behrengi'nin, Eflatun Cem Güney'in, Kemalettin Tuğcu'nun kitapları, eline ne geçerse okuyordu küçük kız. Orta okulda da tüm çocuk klasikleri, yabancı yerli vs.
Bektaşi aile of deyişler türküler Hacı Bektaşi Veli, Yunus Emre, Karacoğlan, Köroğlu, Mahsuni, Selda, Ali Avaz, evde zaten gırla Baba koyu CHP'li, anne ise babaya inat tam tersi partili, günler geçiyordu böyle...
Yıllar geçti kız büyüdü bir sürü şey oldu vs. vs...
Hocalarını aramak bulmak istedi, yaşamında iz bırakan yüreğine dokunan çok öğretmeni vardı Aydın Hoca gibi.
Aydın Aydemir'i arattırdı Google'da, 'Aman tanrım hocamız yazarmış bir dolu kitap yazmış. En son Didim'e yerleşmiş, ah rahatsızlanmış, ... Kaybetmişiz onu... Ah neden neden son bir kez konuşamadım neden neden teşekkür edemedim neden...

Sahafta çalışıyor kitapları satış yapacakları portala girmesini istedi sahaf usta...
Masadaki yığılı kitapların arasından birini çekti. Elinde tuttu. Başka bir şeydi hissettiği. Kapağın altına baktı cız etti içi yazarı Aydın Aydemir...
Kapağı açtı bir imza...

Aydın öğretmenin imzası 5.11.2004
Hi! O zaman hayattaymış aman Allah'ım...
Dışarıda tezgahı düzenleyen usta içeri girdiğinde Sema'yı gözleri dolu dolu bir kitabı göğsüne bastırmış olarak bulunca
- Ne oldu?
Diye sordu.
- Bir şey yok usta en sevdiğim hocam onun kitabı bu o öldü yok onu göremedim son bir kez. Bize okuma zevkini iyi kitap seçmeyi …
- Üzülme al bu kitabı götür senin olsun
- Sahi mi?
Aydın Hocanın kızları da aynı okuldaydı. Sema uzaktan severdi onları, onlar da onun gibi mücadeleci, haksızlığa tahammülsüz olmuşlardı. Sez..., İl... ah canlarım biraz büyüktüler Sema'dan edebiyat sınıfındaydılar galiba belki de ikizlerdi, efendi kızlardı...
Bir şey daha gördü internette kızlardan biri babasının ölümüne dayanamayıp o da kaybetmiş hayatını...
Bazen birileri girer hayatınıza bir rüzgar gibi sonra da çıkar yüreğe dokunur yapacağını yapar ve gider...
Öyle hissetti Sema.
Bir gün Nazım Ustanın mezarına gidersem ki mutlak gitmişsinizdir benim de güzel bir arkadaşım benim için bir karanfil koymuştu, ben de bir karanfil koyacağım sizin için şeref sözü, bundan büyük yemin olmaz sevgili öğretmenim…
Yıldızlarda uyuyun güzel hocamız.
Sizi çok sevdik…
Nurhan Özgel
O gün okul grubunda bir yazı paylaştı Sema;
Sevgili arkadaşlarım, Sevgili öğretmenlerim,
Ortaokulda Türkçe ve rehberlik derslerimize giren sevgili hocamızı uzun süre internette aramıştım. Rehberlik derslerimizde hepimize sırayla edebi eserlerden bölümler okutarak o kadar çok kitap okumamızı sağlamıştı ki.
Geçen gün sahafta çalışırken elime geçen imzalı kitabını görünce (meğer son yazdığı kitap imiş) gözyaşlarımı tutamadım. Çünkü kısa bir süre önce Didim’de yaşamını kaybettiğini öğrenmiştim.
Yine sevgili sosyal bilgiler öğretmenimiz Mehmet Ali Şahin, liseden mezun olduktan sonra sadece bir kez vapurda görmüştüm sonra hiç görmedim. Çok severdik tüm sınıfça kendisini. Onu da kaybetmişiz.
Sevgili Müdürümüz Hasan Kudat, okul grubumuza üye olduktan sonra bir kez yazışma fırsatı buldum kendisiyle. Kaybetmişiz onu da.
Geçen gün bir arkadaşımız yaşamını kaybeden Keramettin hocamızı paylaşınca çok üzüldüm ve paylaşmak istedim.
Sevgi ve Saygılarımla,
Aydın Aydemir (Yazar-Öğretmen/1932-2008) Ankara-Beypazarı/Uruş)
İlkokulu Uruş’ta, orta öğrenimini Hasanoğlan Atatürk Öğretmen Okulunda okudu. 1958 yılında İstanbul Çapa Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümünden mezun oldu. Çeşitli il ve ilçelerde Türkçe Öğretmeni olarak görev yaptı. Türkiye Öğretmenler Sendikası genel sekreterliği, Türkiye Yazarlar Sendikası kurucu üyeliği, TÖYKO başkanlığı, TÖB-DER kurucu üyeliği yaptı ve 1982'de emekli oldu, çalışmalarına ve hayatına Datça’da devam etti. 23 Mayıs 2008 tarihinde Aydın Didim’de vefat etti.
Aydemir’in yazı ve şiirleri İmece, Birlik, Yön, Varlık, Kıyı, İnsancıl, vb. dergiler ile Cumhuriyet, Öğretmen, Didim gazetelerinde yayınlandı. Aydemir, ayrıca Puşkin’in Çingeneler adlı romanını da Türkçeye uyarladı. Aydemir, aynı zamanda Mavi Didim isimli yerel gazetede de köşe yazısı yazıyordu. Aydın Aydemir, Her şeye Rağmen (2000) kitabında; şoför İdris’in hayatını toplumcu duyarlılıkla işledi. Nasıl Unutulur (2004) kitabında da 12 Mart dönemini ele aldı.
Eserleri
- Köyün Çocukları
- Nazım
- Nazım Nazım
- Nazım: Gençlik ve Mahpushane Yılları
- Her şeye Rağmen
- Nasıl Unutulur
* Şimdiki Çocuklar Harika, Ölmüş Eşek, Büyük Grev kitaplarının yazarı Aziz Nesin...

