
Neden?
Yuvarlak yüzü, kumral teni, ince kaşların altındaki elaya yakın açık kahverengi gözleri, güneş vurunca rengi daha da açık görünen uzun saçları saçları sıkıca örülmüş ve iki yanına sarkıtılmıştı.
Evin en büyük kızı Sırma o yıl ortaokulu yeni bitirmiş lise bire başlayacaktı. Zeki ve çok çalışkandı. Lacivert formasının altına beyaz boğazlı kazağını giymiş, beline lacivert ince bir kemer takmış omzunda okul çantası, ince uzun bedeniyle hızlı adımlarla gidiyordu okula.
Okuyacak ve doktor olacaktı.
Duyguların evindeki albümde bir vesikalık resmi vardı Sırma'nın.
Duygu'dan büyüktü Sırma; en iyi arkadaşı Yasemin ve Leyla ile hep beraberlerdi.
Duygu bir gün onlara oturdukları mahallede bir kaç ev ötedeki babası soba bisiklet tamir eden Ömer beyin kızı Yasemin ile ayaküstü konuşurken rastlamıştı.
- Okudun mu bu haftaki dergiyi?
- Evet.
- Adamo'yu gördün mü?
- Evet çok güzeldi röportaj.
Yasemin güneş gözlüklerini takmış saçlarını maşa ile kıvırmış,, yüzüne biraz abartılı bir makyaj yapmış biraz uçarı fakat hoş bir kızdı. Bir an önce okuldan mezun olup işe girmek istiyordu en çok istediği şey sekreter olmaktı. Dönemin modasına uygun ekoseli mini etek, altında apartman topuk ayakkabıları ile endamlı kız bir de hoş duruyordu ki.
Sırma ağır başlıydı onun yanında ancak yakın evlerde oturmaları komşuluktan öte iyi bir arkadaşlığa dönüşmüştü.
Duygu düşündü Adamo kim olmalı ki?, bir şarkıcı olsa gerek. Tanımıyordu. Henüz ilkokul ikiye gidiyordu ve magazin dergilerini de bilmezdi. Annesi gazetelerin eklerini okurdu hiç atlamadan.
Sırma ve Yasemin aynı sınıftaydı. Yasemin Sırma'dan iki yaş büyüktü. Duygu'nun amcasının çalıştığı şirkete sekreter olarak girmek istiyordu mini etekleri yüksek topuklu ayakkabıları giyip süslenip püslenip uzun tırnaklarıyla ve ojeli parmaklarıyla daktiloda müdürünün dikte ettireceği yazıları yazmak istiyordu, daha sonra yine sevebileceği bir erkekle görkemli bir düğünle yaşamını birleştirmek...
Bir gün Sırma'nın annesi ve babası geldiler Duyguların evine alı al moru mor bir yüzle.
- Ne oldu size, neyiniz var?
diye sordu Duygu'nun annesi.
- Kız kaçtı sabah baktık çekmiş gitmiş.
- Neden kaçtı ne yaptınız kıza?
- Dövdük kızı...
- ?
- Üstüne gittik biraz.
!
- Fakat haklıydık.
- Haklı mıydınız, ne yaptı ki? Hiç genç insanın üstüne gidilir mi.
- Gidilir gidilir dedi Sırma'nın babası, kitaplarının arasında bir mektup bulduk.
Tamamladı Sırma'nın annesi.
- Aşk mektubu aşk, hem de son dönemin meşhur bir şarkıcısına yazılmış görsen.
- Ne olmuş ki? yazar yazar.
Üzüldü Duygu.
İyi insanlardı oysa, hatta Sırma'nın ve Duygu'nun tüm kardeşleri bir araya geldiklerinde oturup isim şehir oynarlardı geceler boyu. Yılbaşlarında da iki aile toplanıp tombala.
Birinci çinko
Ben
ikinci çinko
Yine ben
Tombala
Kazandık...
Bir hafta aradılar kızı
Bulundu bir akrabalarınım evinde.
Zarar gelmemişti fiziki olarak yediği dayaktan başka iz yoktu üzerinde.
Üzgündü, ciddiydi bıçak açmıyordu ağzını.
Başarılı kız alındı okuldan.
Uzak bir akrabasıyla evlendirildi.
Üç çocuğu oldu.
Sadece ortaokulu bitirmişti.
Yıkıldı Duygu
Isyan etti.
O mahalleden taşınıp görüşmeler azaldıktan sonra Bir gün Duygu'nun babası eve gelip Sırma'nın en küçük kız kardeşi doktor olmuş dedi.

