
İki Misafir
İkisi de aynı günün aynı akşamı birlikte geldiler. O gece, daha sonra ertesi gece ve sonraki gecelerde de kaldılar bir daha gitmediler.
diyordu Duygu iş yerindeki arkadaşlarına.
- Nasıl yani sonra gitmediler mi hep sizde mi kaldılar?
- Evet ama biz de memnun kaldık onlardan. Çok sevimliydiler. Büyük olan biraz vahşi görünümlü koyu bir gri, iri yarı sevdirmiyor öyle. Isırıyor biraz fazla sevince, diğeri daha uysal yatıp uyuyor, sevdiriyor da ancak öyle sırnaşan tiplerden de değil karakterli ikisi de.
Yatılı misafirlerin iki tane sokak kedisi olduğunu anlayınca kahkahayı patlatmıştı arkadaşları. Ara sıra akıllarına gelince Duygu’ya misafir kedileri soruyor ve tekrar anlatmasını istiyorlardı.
- Duygu anlatsana tekrar sizin misafirlerin gelişi nasıl olmuştu ne kadar kalacaklardı gitmeyecekler miydi yoksa.
.
Duygu yine neşeyle kedilerin gelişini, eve yerleşmelerini tüm ayrıntılarıyla anlatmaya koyulur, arada sorulan sorulara cevap verip yine gülümseyerek anlatmaya devam ederdi.
- Bozili koyduk gri vahşi olanın adını. Tüyler kısa bir de parlak ki kaymak gibi koyu gri olana Montesquieu diyelim dedi beyefendi ancak ben söylenmesi zor, başka bir şey olsun derken Bozili kaldı adı kısaca Bozi diyoruz, diğeri zaten siyah beyazlı Karabeyaz dedik ona da.
Tam akşam yemeği saatinde gelirler gündüz sokakta oluyorlar genelde. Geçen akşam tavuk pişirdim.Verdim verdim hepsini yediler bize hiç kalmadı olsun yesinler ancak köfteyi de çok severim. beyefendi de sever ama o kendi yemez onlara yedirir daha çok. O yüzden ben de doldurdum baharatı köfteye. Pul biber, kara biber. Biz acı yiyebiliyoruz. Sonra demez mi kedilere de ver diye. Ben de dedim ki...
Çıt çıkmıyor ofiste. Ne gelecek arkasından bekliyor kızlı erkekli topluluk. Konuşturup konuşturup gülüyorlar Duygu’yu.
Bir ilginç kadın. Pek de anlaşılmaz. O yüzden en kolayı dalga geçmek, eğleniyorlar da. Duygu anlıyor anlamasına ancak umursamıyor o da dalga geçiyor hep önce kendiyle sonra dünyayla.
- Ha işte dedim ki beyefendiye o köfteler acı, acı yaptım akşam, yemez kediler. Beyefendi de şafak attı
- Vay sen ne vicdansız kadınsın bir köfteyi çok gördün kedilere. al hepsini ye ben bir lokma bile yemeyeceğim." demesine kalmadan:
Hemen atıldı Özge:
- Erkeklere her şey söylenmez, söylenmez bunu bilmen gerekir dedi anlamli bir yüz ifadesiyle de bu anlamı pekiştirdi.
.
Duygu durdu bir an düşündü bu yaşta bu akıl Allah Allah.
- Neyse söyledik, hiçbir şeyi tutamam ki içimde ben. Pat diye kelimeler çıkar ağzımdan.
- Köftelere ne oldu, peki yedin mi köfteleri?
- Sormayın yedim. Hem uzuldum, hem yedim güzel olmuştu baharatlı baharatlı. Hem de tek başına hepsini bitirdim. Boğazimdan zor geçti ama yapılmış artık atılsın mı. Onu bulamayanlar var.
Devam etti sonra.
- Unuttum söylemeyi bundan önce bizim tekir kumaşlı..
- Kumaş?
- Ha işte tekir kumaşlı yakışıklı kumral yeşil gözlü yani tüm kızların beğeneceği tipte orta yavru bir kedimiz vardı. Beyefendi takmıştı ismini Tornavida.
- Tornavida mı kedinin adı mı, neden Tornavida?
- Ya şey kafasında hani tornavidaların köşeleri vardır ya çizgi çizgi. Bizim kedinin kafasında da o izler bir de güzel durur. Bizim ev ikinci katta idi bazen aşağı bahçeye tuvaletini yapsın diye indirirdim, sonra onu almaya giderdim. Kedi yok. Bağırırdım Tornavida, Tornavida neredesin. Torna, Torna, Torna. Sokaktan geçenler bakardı. bu kadın ne diyor. Gece gece Tornavida diye bağıran bir kadın.
Sadece bu değil ki annem de kedisine Carlos adını vermiş sokakta Carlos’u çağırıyor akşam üzeri oradan geçen bir adam, sağa bakmış sola bakmış.
- Carlos ne lan demiş kendi kendine Carlos ne Carlos kim.
Gülerek girmiş eve annem rahmetli. Tüm kedileri bir alemdi zaten Micheal’i vardı küçük siyah bir kedi büyümedi de hiç annemin omzundan inmez annem nerede o ikisi beraber gezerler evin içinde, bahçede çok alem.
Siyah bir kedi vardı evde yine artık geçici kedileri mi yoksa daimi mi bilinmez babam gelmiş merdivende kediyi görünce bunun adı zindan olsun demiş zindan ne yaratıcı değil mi?
!
- Kuyruk hikayesini de anlatsana Duygu.
- Anlatayım bir tane sokak kedisi almış annemler kedinin kuyruğu kopuk bir bakımsız bir cılız şişmanlattılar kısa zamanda. Ama kuyruğa çare yok annem durur mu hemen tığla kedinin rengine uygun tonda bir kuyruk örmeye başlamış. Bitince kuyruğu kediye tutturmak için bir ek parça örmüş sonra taktıkları yün kuyruğu büyük bir memnuniyetle gösterdiler bana.
Annem hem bak iyi oldu zavallı kedi komplekse de kapılmaz hiç yoktan iyi değil mi kızım.
- Anne tamam da bu nasıl duracak böyle kedide.
İki misafir sokakta inşaat başlayınca gürültüden rahatsız olup gittiler ikisi bir geldi ikisi bir gitti dedi sesi titreyerek. Sustu bir an. Neden gittiler ki alışmıştık bir hayli evin ferdi gibiydiler. Bozili ve Kara Beyaz onları çok sevmiştik.

